24.05.2009, 22:08
Ben Koşmapınar'lıyım dostlar
Koşmapınar köylüsü
Kastamonu ilinin Bozkurt ilÇesinin
Şirinmi şirin bir köyünden
Ayakları Çarıklı bir dedenin
Elleri nasırlı bir babanın oğluyum
Ama ben Koşmapınar köylüsüyüm
Sizler gibi babalarınız gibi babalarımız gibi
Çocukken koyun güderdim
Uzaktan seyrederdim gurbet arabalarını
Akşam güneşi vururdu camlarına
Tozlu yolları karşı tepelerden aşarken
Uzayıp giderdi o gurbet yolları
Koşardım peşinden yetişemezdim
Uzak kalırdı Oday boğazı
Soğuk geÇerdi kışlarımız
Yorgundu insanlarımız
Ama yinede tüterdi bacalarımız
Baharda gelin gibi kırlarımız bayırlarımız
KıraÇ topraklarımızda yetişen buğday başakları
Dalgalı deniler gibi olurdu rüzgarda
Yukarıdadik değirmende öğütülürdü unlarımız
Evimizin önündeki fırında pişerdi somunlarımız
Çıraz deresinde külle yıkanırdı Çamaşırlarımız
Bir babaannem vardı osmanlı mı osmanlı
Rahmetli dedem bile ondan korkardı
Sabah oldumu gelinleri kaÇacak delik arardı
Emirler yağdırırdı sağa sola hayrandım ona
Dedim ya o anamdı o büyük anamdı
O tam bir osmanlı kadını
Altı yaşında hasta kardeşimle
Abana sahilinden Çığlık Çığlığa
Bir vapur düdüğünde göÇtük İstanbul'a
Sizler gibi babalarınız gibi babalarımız gibi
Yıllar geÇsede aradan
BirÇoğunuzun kulaklarında hala
ÜÇ günlük düğünlerin ince zurna sesi
Balki hala tadı damaklarınızda
Bayramlarda tahta kaşıklarla yediğiniz pilavların
Belki hala izi silinmemiştir ellerinizin
Samanlık kapılarına astığınız yabaların
Ve tavan arasında duran Çıkrıkların
Şimdi hepimiz İstanbul'lu olduk dostlar
Bir daha dönüp bakmadık köyümüze
Öksüz kaldı Çam kokan evlerimiz
Sönük kaldı ocaklarımız fırınlarımız
Tütmüyor artık evimizin taştan yapılmış bacaları
Uzaktaki köyden köpek sesleri gelmiyor
Çocuk ağlamaları yok komşu evlerde
Kimse beşik belemiyor
Ninni söylemiyor analarımız
Kınalı değil artık eller
Ojeli kızlarımız bacılarımız
Harmandaki ÇiÇek inciri aÇmıyor
Kayboluyor bir bir mezarlarımız
Dereler sular boşa akıyor
Kurudu değirmenlerimiz oluklarımız
Unuttuk patika yollarında gezmeyi
Ütülü pantolonlarımız boyalı ayakkabılarımız
Çok severdik onları Çok
Lakaplıydı insanlarımız
Yukarıdaki köyde soluk, odayda köpekÇi
Esköyde sakarağa yurtta cıbırağa yok artık
Onlar asırlık Çınardı köyümüzün direği idi
Onların hepsi birer Koşmapınar'lıydı
Onlar Çok beklediler yol kenarlarında
Onlar Çok mendil salladılar gurbete umuda
Kimi yorgun düştü beklemekten
Kimi kahredip öldü kederinden
Kimbilir yüreklerinde daha ne acıları vardı
Yaşanmamış ne özlemleri
İşte böyle dostlar ben Koşmapınar'lıyım
Koşmapınar köylüsü
Sizler gibi, birÇoğunuz gibi
Ben köyümü ve orada yaşayanları seviyorum
Sizide her sene köyünüze köyümüze bekliyorum.
Fahrettin Siyamoğlu.Hemşerimiz Çok güzel anlatmış duygularını.
Koşmapınar köylüsü
Kastamonu ilinin Bozkurt ilÇesinin
Şirinmi şirin bir köyünden
Ayakları Çarıklı bir dedenin
Elleri nasırlı bir babanın oğluyum
Ama ben Koşmapınar köylüsüyüm
Sizler gibi babalarınız gibi babalarımız gibi
Çocukken koyun güderdim
Uzaktan seyrederdim gurbet arabalarını
Akşam güneşi vururdu camlarına
Tozlu yolları karşı tepelerden aşarken
Uzayıp giderdi o gurbet yolları
Koşardım peşinden yetişemezdim
Uzak kalırdı Oday boğazı
Soğuk geÇerdi kışlarımız
Yorgundu insanlarımız
Ama yinede tüterdi bacalarımız
Baharda gelin gibi kırlarımız bayırlarımız
KıraÇ topraklarımızda yetişen buğday başakları
Dalgalı deniler gibi olurdu rüzgarda
Yukarıdadik değirmende öğütülürdü unlarımız
Evimizin önündeki fırında pişerdi somunlarımız
Çıraz deresinde külle yıkanırdı Çamaşırlarımız
Bir babaannem vardı osmanlı mı osmanlı
Rahmetli dedem bile ondan korkardı
Sabah oldumu gelinleri kaÇacak delik arardı
Emirler yağdırırdı sağa sola hayrandım ona
Dedim ya o anamdı o büyük anamdı
O tam bir osmanlı kadını
Altı yaşında hasta kardeşimle
Abana sahilinden Çığlık Çığlığa
Bir vapur düdüğünde göÇtük İstanbul'a
Sizler gibi babalarınız gibi babalarımız gibi
Yıllar geÇsede aradan
BirÇoğunuzun kulaklarında hala
ÜÇ günlük düğünlerin ince zurna sesi
Balki hala tadı damaklarınızda
Bayramlarda tahta kaşıklarla yediğiniz pilavların
Belki hala izi silinmemiştir ellerinizin
Samanlık kapılarına astığınız yabaların
Ve tavan arasında duran Çıkrıkların
Şimdi hepimiz İstanbul'lu olduk dostlar
Bir daha dönüp bakmadık köyümüze
Öksüz kaldı Çam kokan evlerimiz
Sönük kaldı ocaklarımız fırınlarımız
Tütmüyor artık evimizin taştan yapılmış bacaları
Uzaktaki köyden köpek sesleri gelmiyor
Çocuk ağlamaları yok komşu evlerde
Kimse beşik belemiyor
Ninni söylemiyor analarımız
Kınalı değil artık eller
Ojeli kızlarımız bacılarımız
Harmandaki ÇiÇek inciri aÇmıyor
Kayboluyor bir bir mezarlarımız
Dereler sular boşa akıyor
Kurudu değirmenlerimiz oluklarımız
Unuttuk patika yollarında gezmeyi
Ütülü pantolonlarımız boyalı ayakkabılarımız
Çok severdik onları Çok
Lakaplıydı insanlarımız
Yukarıdaki köyde soluk, odayda köpekÇi
Esköyde sakarağa yurtta cıbırağa yok artık
Onlar asırlık Çınardı köyümüzün direği idi
Onların hepsi birer Koşmapınar'lıydı
Onlar Çok beklediler yol kenarlarında
Onlar Çok mendil salladılar gurbete umuda
Kimi yorgun düştü beklemekten
Kimi kahredip öldü kederinden
Kimbilir yüreklerinde daha ne acıları vardı
Yaşanmamış ne özlemleri
İşte böyle dostlar ben Koşmapınar'lıyım
Koşmapınar köylüsü
Sizler gibi, birÇoğunuz gibi
Ben köyümü ve orada yaşayanları seviyorum
Sizide her sene köyünüze köyümüze bekliyorum.
Fahrettin Siyamoğlu.Hemşerimiz Çok güzel anlatmış duygularını.